SAYGIDEĞER BÜYÜĞÜMÜZ ÖNEMLE İZ BIRAKAN KIYMETLİ MÜLK-İ AMİR “AYDEMİR CEYLAN” IN KALEMİNDEN 18.YILINDA NECİP HAMLEMİTOĞLU’NU ANLATAN “HALA İÇİMİ DAĞLAYAN EN ACI ANILARIMDAN BİRİ” BAŞLIKLI YAZIYI www.yasarkara.com.tr Olarak OKUMANIZI ÖNERİYORUZ 18.12.2020

SAYGIDEĞER BÜYÜĞÜMÜZ ÖNEMLE İZ BIRAKAN KIYMETLİ MÜLK-İ AMİR

“AYDEMİR CEYLAN” IN KALEMİNDEN

18.YILINDA NECİP HAMLEMİTOĞLU’NU ANLATAN

“HALA İÇİMİ DAĞLAYAN EN ACI ANILARIMDAN BİRİ” BAŞLIKLI YAZIYI

www.yasarkara.com.tr Haber Portalı Olarak OKUMANIZI ÖNERİYORUZ…

 

ADD Genel Başkan Yardımcısı olduğum süreçte tanışmıştık kendisiyle. Mezunu olduğum SBF’nin Basın Yayın Yüksek Okululundan mezun bu genç bilim adamının zaman zaman derneğimize yaptığı ziyaretlerde ağabey kardeş ilişkisi içindeki sohbetlerimizin giderek Türkiyenin, Atatürkçülüğün dünü, bugünü, içinde yaşadığımız sorunlara ilişkin karşılıklı düşün alışverişine dönüşmesi beni olduğu kadar sanırım Necip Hablemitoğlunu da mutlu ediyordu. Onunla son görüşmemiz Ankarada’daki bir açık oturumdaki çay molasında oldu, çay ocağından getirip eşime ve bana çay ikram ettiğindeki şu sözleri hala kulağımda çınlar: “abi, bölücü ve irticai tehlikeli oluşumlara ilişkin, nasip olursa kitap yapacağım bir çalışmam var. Uygun bir zaman ve yerde sizi ziyaret ederek, bunlardan söz etmek, birikimlerinizden yararlanmak isterim” demişti. Gülümseyip “neden olmasın, ne zaman istersen telefon et, gelirsin bir çay da bizim evde içeriz” diye yanıtlamıştım! “Tamam abi, inşallah en kısa zamanda” demişti.

Nasip olmadı, iki hafta kadar ancak geçmişti, değerli kardeşimizin 18.12. 2018 ayaz kesen bir akşam eve dönüşü sırasında bahçede kurşunlanarak hain ve menfur suikasta kurban gittiği haberini aldık, eşimle kaskatı kesilmiş, nutkumuz tutulmuştu! Haber, tüm ülkede insanları sarsmış, yeise boğmuştu.

Ertesi gün, ADD Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Kerem Gökten ve birkaç ile arkadaş Hablemitoğlu’nun Çankaya’da yuvasının bulunduğu yere hareket ettik. İkamet ettikleri yer, sağda solda yeni bitmiş, ya da devam eden inşaatların bulunduğu karla karışık çamurlu bir alanın kenarında üç-dört katlı bir binanın zemin katındaydı, alan gözyaşları içinde Haplemitoğlu’nun kendisi gibi öğretim görevlisi olan eşi Şengül Hablemitoğlu’nun acılarını paylaşmak, taziyelerini iletmek için gelen insanlar ile doluydu.

Bu yürek sızlatan manzarayı niye satırlarım arasına alıyorum; ülkesi insanlarının mutluluğunun, gönencinin, çağdaş yaşama kavuşmasının bilimden, kültürden, demokrasiden, sonuçta Türk Devrim ve Atatürk İlkelerinden yana olmakla gerçekleşebileceğine inanan, sözde değil özde, bu amaç için elini taşın altına koyan, bedel ödemeye hazır aydınların kaderi hep böyle noktalanmıştır çünkü! Onlar malikânelerde, saray yavrusu ikametgâhlarda oturmazlar, bir dünya korumaları da yoktur! Tıpkı, Muammer Aksoy, tıpkı Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve diğer yiğit aydınlarımız ne yazık ki oturdukları sıradan, mütevazı binaların önündeki otoparklarda ya da yolda haince planlanmış suikastlerde tetikçilerin kurbanı olmuş, aydınlanmamış cinayetler dosyaları tozlu raflarda kalmıştır maalesef! Devletin ayıbı ve acizliği sürüp gider böylece…

Sevgili Hablemitoğlu kardeşim, yaşama veda edişinin18. Yılında seni ve bu vesile ile yitirdiğimiz tüm aydınlarımızı da özlemle saygıyla anıyorum, ışıklar içinde kalın.

 

 

Yaşar KARA - Derin düşünce ve haber portalı - Habercilite 49.Yıl
Sitemizde yayınlanan materyallerin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Yaşar KARA © 2006-2021
YÖNETİM PANELİ