www.yasarkara.com.tr Haber Portalı farklılığıyla okumanızı öneriyoruz… “… Bir CIA Ajanının Amasya Cevelanı (Gezisi) Ve Bay Pipo! 03.05.2021

ÖNEMLE İZ BIRAKAN KIYMETLİ MÜLK-İ AMİR ADANA ESKİ VALİMİZ “AYDEMİR CEYLAN” IN 43 YIL ÖNCE AMASYA VALİLİĞİ SIRASINDA

KİTAPLARA VESİLE OLAN ULUSLARARASI AMERİKALI BİR CIA AJANINI DİPOLOMATİK KABULÜ VE MİSAFİR ETMESİNİN GERÇEK YÜZÜ VE 25 YIL SÜREN MERKEZ VALİLİĞİNE SÜRÜKLEYEN STRATEJİK ANI…

www.yasarkara.com.tr Haber Portalı farklılığıyla okumanızı öneriyoruz…

 

“… Bir CIA Ajanının Amasya Cevelanı (Gezisi) Ve Bay Pipo!

Ülkemizdeki yabancı elçilik ve uluslararası kuruluş görevlileri Anadolu’da sık sık geziye çıkarlar. Ne hikmetse bu geziler, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bunalımlar içinde olduğu dönemlerde daha bir yoğunlaşır! Diplomatik açıklamalarda gezilerin amacı; tarihi yörelerimizi görmek, avlaklarımızda avlanmak diye belirtilse de, işin içinde bir bit yeniği her zaman vardır! Uğradıkları il ve ilçelerde Vali, Kaymakam ve belediye başkanlarına nezaket ziyareti adettendir. Sonrasında, ülkemiz insanını ne kadar çok sevdiklerini ve sorunlarımızla hemdert olduklarını göstermek için demokratik kitle örgütleri, mezhep ve azınlık liderleriyle bir yerlerde buluşmayı da ihmal etmezler! Bu ziyaretler bizim MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü hafiyecilerince (!) sözüm ona izlemeye alınır. İki kuruluş çoğu zaman bu izlemeyi birbirinden habersiz yapar ki iş sağlam olsun!

Böylesine nezaket ziyaretlerinden biri ABD Ankara Büyükelçiliğinde Birinci Sekreter Robert Alexander Peck tarafından Amasya Valisiyken bana da yapıldı. Sanırım Türkiye’deki yabancı diplomatlardan hiç birinin gezisi Mr. Peck’inki kadar ilgi uyandırıp, tartışma yaratmamıştır! Ulusal basın ve dergiler, haber ve yorumlarıyla günlerce bu konuya odaklandı, yıllarca da gündemde kaldı. ‘Türkiye Üzerine Oynanan Oyunlar’ diye ne zaman bir tartışma olsa ya da bir kitap yayınlansa Peck’in 1978 Amasya gezisi, Valilikte benimle yaptığı görüşme ve sonrası kaynak haber olarak anlatılır!

 

“…Umarım basında çıkan haberler sizi sıkıntıya sokmaz...”

 

Çoğunda (özü doğru da olsa) yanlış bilgiler ve tarihlendirmeler vardır. Son yılların en çok satan kitaplarından ‘Bay Pipo’nun 321. sayfasında da bu gezi ve görüşme ayrıntılarıyla anlatılmış.

İşin ilginç yanı; ne köşe yazılarında, ne kitaplarda, ne de televizyon programlarında bu konu işlenirken bir Allah’ın kulu çıkıp da “Aydemir Bey, olayın canlı tanığı sizsiniz, bir de sizden dinleyebilir miyiz o günü” demedi şimdiye kadar! Tersine Aleksandr Peck ile yaptığım görüşmenin mesleki geleceğimde ne kadar önemli sonuçlara yol açtığını ben sayın yazarlardan öğrendim! A. Peck, USA Ankara Büyükelçiliğinden gönderdiği, benimle görüşmesine ilişkin 2 Şubat 1979 tarihli teşekkür mektubunda “…Umarım basında çıkan haberler sizi sıkıntıya sokmaz...” diyerek başıma neler geleceğini anlatmaya çalışmış aslında da ben farkına varamamışım!

Mr. A. Peck kimdir neyin nesidir, Amasya’ya niçin gelmişti bilmiyordum, Ankara’dan bir uyarı da yapılmamıştı. Adı geçene ilişkin olarak Gazeteci Teoman Erel Ankara’da Durum köşesinde o günlerde aşağıdaki yazıyı kaleme almış, aynıyla aktarıyorum:

 

                                                       Bölüm     2

“Mr. A. Peck kimdir neyin nesidir, Amasya’ya niçin gelmişti bilmiyordum, Ankara’dan bir uyarı da yapılmamıştı. Adı geçene ilişkin olarak Gazeteci Teoman Erel Ankara’da Durum köşesinde o günlerde aşağıdaki yazıyı kaleme almış, aynıyla aktarıyorum:” diye noktalamıştım, devam edelim.

“Amasya olayları ve Mister Peck

Robert Aleksandr (Alexander) Peck, ilginç bir diplomat. Kendisi Amerika Birleşik Devletleri Ankara Büyükelçiliği’nde birinci Sekreter olarak görünmekte! Birkaç gün önce Amasya ve Çorum’a yaptığı gezideki davranışları ve ilgilendiği konular nedeniyle Mister Peck gazetelere geçti.

HASSAS BÖLGE AMASYA

Mister Peck, beraberinde Ali Neşet Ongun adındaki tercümanla birlikte Amasya ve Çorum çevresinde etnik ve siyasi konuları kapsayan bir inceleme gezisi yapmıştı. Bazı muhalefet partilerinin yöneticileriyle ve diğer yetkililerle görüşmelerinde ilginç sorular sorduğu ortaya çıktı. Mister Peck Maraş olaylarının bölgeyi etkileyip etkilemediğini merak ediyormuş. Bilindiği gibi Amasya ve Çorum, Alevi-Sünni gerginliğinin ve sağ-sol çatışmalarının sık sık olaylara dönüştüğü “Hassas” illerimizdir. Bu Amerikalı “Diplomat” diğer bazı konularla da ilgilenmiş. Bu konuda 28 Ocak tarihli Günaydın’ın haberinden bir bölüm aktaralım:

“Peck’in görüştüğü kişilere sorduğu sorulardan bazıları şöyleydi:

Bölgedeki işçilerin sendikalaşma durumları hangi boyutlardadır?

Bölgenizdeki gıda maddeleri ticaretini kimler yönetiyor?

Bölgenizin en acil ihtiyaçları nelerdir?”

Evet, Mister Peck bu konuları da araştırmış. Davranışları kuşku uyandırmış olmalı ki, Günaydın muhabiri haberine şu bölümü de eklemiş:

MERZİFONDA BOMBA

“Öğrenildiğine göre Amerikalı Diplomat Robert Peck Amasya’da Orman Müdürlüğü Misafirhanesinde geceledi. Daha önce Amasya’da iki gün kalacağı bildirilen Robert Peck bir gece kaldıktan sonra kimseye haber vermeden Amasya’dan ayrıldı. Peck Merzifon’a geçmesinden bir saat sonra bu ilçede bir bombanın patlaması dikkati çekti.”

Peck’in bu seyahatinin sadece Amasya’daki yurttaşlarımızın arasında değil, Ankara’daki Amerikalılar arasında da tedirginlik yarattığını biliyoruz. Daha Mister Peck’in gezisi gazetelerde haber olarak çıkmadan, ilk haberlerin telekslerden geçilmesinden birkaç saat sonra ABD elçilik yetkilileri şu açıklamayı yapmayı uygun gördüler.

“ABD Büyükelçiliği kâtiplerinden Robert Peck Amasya ve Çorum’a yaptığı olağan bir seyahatten Ankara’ya dönmüştür. Bütün sefaretler bu şekilde olağan temaslar yaparlar.”

Böylece Mister Peck’in görevinin olağan mı yoksa olağanüstü mü olduğu tartışması çok yönlü bir hal aldı. ABD Elçiliği daha gazetelerde haberler yayınlanmadan “Olağandır” derken, Amasya’daki yurttaşlarımız değişik izlenimler taşıyor ve bunu açıklıyorlardı.

Bu tartışma ister istemez Mister Peck’le ilgili bazı hatıraları tazeledi. Ve birkaç gün sonra gazetelerde yayınlanan haberlerde şu bölüm yer aldı.

“Etnik ve siyasal araştırma ve incelemeler”

“Geçenlerde Amasya ve Çorum çevresinde “Etnik ve siyasal araştırma ve incelemeler” yaptığı öğrenilen Robert Peck’in daha önceki bir tarihte Kıbrıs’ta da “Dikkat çekici” faaliyetler gösterdiği ve bunun üzerine Kıbrıs’taki Türk Dışişleri Bakanlığı temsilcileri tarafından Ankara’ya bu konuda bir rapor verilmiş olduğu bildirilmektedir. Elde edilen bilgilere göre Peck’in Ada’da bulunduğu sürede Türk ve Rum hükümetlerinin arasını açıcı bazı faaliyetler gösterdiği öğrenilmiştir.

Taşova Cumhuriyet Savcısı öldürülmesi ve Olaylar

 

Ah Mister Peck ah... Keşke tesadüf o bombayla kalsaydı... Zatıâlinizin Amasya’dan ani şekilde ayrılmasından üç-beş gün sonra bu ilimize bağlı Taşova ilçesinde çok sayıda yurttaşımızın ölmesi ve yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar çıkmasına ne demeli? Yine bombayla başlıyor olaylar... Sağcı bir grup TÖB-DER binasına bomba atıyor. Daha sonra çatışma çıkıyor. Ülkücü Davut Durak ölüyor. Sağ eğilimli iki kişi yaralanıyor. Bir gün sonra da arkadaşlarının cenazesi için toplanan Ülkücü gruptan açılan ateş sonucu sol eğilimli olduğu bildirilen Taşova Cumhuriyet Savcısı öldürülüyor.

Elimizde kanıt yoktur. Bu olayları Mister Peck’in düzenlediğini söylemiyoruz. Ama doğrusu tesadüfler de pek kötüdür. Belki bu Amerikalı duyduğu bir şeyi tahkike gitti, belki tamamen şanssızlıktan adı bu tür ara açma olaylarına karışıyor. Belki de usta bir operasyon elemanı... Bilemiyoruz...

Diyeceğimiz şudur: Ülkemizdeki “Diplomatlar” çok dikkatli hareket etmelidir. Ülkemizde siyasi tansiyon gergin olduğu kadar, kamuoyu son derecede de hassastır. Özellikle de yabancılara karşı, yabancı parmağına karşı...”

Yıllar sonra, yazar Ahmet Kahraman da “12 Eylül’de CIA var mıydı?” adlı araştırma yazısında olay olan gezi ve görüşmelere şöyle değinmiş:

Amasya Reisinden Hasan Fehmi Güneş’e Bilgi

1979 (1979 değil 78’di! -AC) yaz ayları. Türkiye’de şiddet eylemlerinin dorukta olduğu günlerdi. İçişleri bakanı Hasan Fehmi Güneş’i, Amasya Belediye Başkanı CHP’li Gündüz Türem telefonla aradı... Türem heyecanlı bir sesle şöyle diyordu: “Sayın Bakanım, Robert Alexander Peck adında bir Amerikalı dolaşıyor buralarda. Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara’daki Büyükelçiliğinde ikinci kâtipmiş. Fakat, adam garip ilişkiler içinde, bir Türk yetkilisi gibi davranıyor. Ziyaret ettiği kişilere garip sorular soruyor. Durumu size bildireyim dedim.” (Bakan), “Sayın Başkan, Amerikalı ne yapıyor, ne gibi sorular soruyor?” diye sordu. Telefonun ucundaki Amasya Belediye Başkanı Gündüz Türem anlatmaya başladı.

“Sayın Bakanım burada bazı kişileri ziyaret ediyor. Bir sürü soru soruyor. Ama sorduğu sorular diplomatik misyonuyla çelişiyor. Bana da geldi. Bana sorduğu soruları, o konuşurken önümdeki zarfa aynen yazmaya çalıştım. Dilerseniz okuyayım size.” İçişleri Bakanı “Lütfen okuyun” dedi. Amasya Belediye Başkanı soruları numaralayarak okumaya başladı. “1- Amasya’da Sünniler ile Alevilerin oranı nedir? 2- Amasya’da genel nüfusa göre işçilerin oranı nedir? 3- Amasya’da sağ sol potansiyel göz önünde bulundurulduğunda denge hangi taraf lehine bozuluyor? 4- Amasya’daki çatışmalar mezhepsel nedenlerden mi etnik ya da ideolojik nedenlerden mi kaynaklanıyor?

Belediye Başkanı: “Sorular bu kadar Bakanım” deyince Bakan “Gündüz Bey, tuttuğunuz notları hemen bana gönderebilir misiniz?” diye sordu. Belediye Başkanının, “Temize çekip hemen göndereceğim” söylemi üzerine Bakan “Hayır” dedi, “Temize çekmenize gerek yok. Zarfı olduğu gibi bana gönderin” İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ‘olanları haber verdiği’ için Belediye Başkanı’na teşekkür ederek telefonu kapattı.

BAKAN GÜNEŞ’TEN VALİ AYDEMİR CEYLAN’A TELEFON

Hemen ardından Amasya Valisi Aydemir Ceylan’ı telefonla aradı. Ceylan, İçişleri Bakanı’nın yakından tanıdığı, kişisel olarak da güvendiği bir kişiydi. Vali olaydan haberliydi. Çünkü Peck onu da ziyaret etmiş ve benzeri sorular sormuştu. Bakan Valiyi dinledikten sonra: “Amerikalıyla ilgilenin. Onu konuk edip ağırlayın” dedi. Bakanın sözleri ‘Onu denetim altında tutup kimlerle görüştüğünü, neler yaptığını saptayın’ anlamındaydı. Vali “Gereken yapılacaktır Sayın Bakanım” diye yanıt verdi.

Kentte dolaşan esrarengiz Amerikalı Valilik Makamında”

Vali telefon konuşmasından sonra, zaman yitirmeksizin “Kentte dolaşan esrarengiz Amerikalıyı” aratmaya başladı. Valiliğe çağrılacaktı. Nitekim aranıp bulunması uzun sürmedi. Amerikalı kapıdan girdiği zaman Vali Aydemir Ceylan, ayağa kalkarak onu içtenlikle karşıladı. Elinden geldiğince sıcak ve dostça davrandı. Karşılıklı oturduklarında Vali, ülkenin içinde bulunduğu durumu özetledi. Hükümetin şiddet eylemlerini bastırmak için olanca gücüyle çalıştığını, fakat buna karşın olayların önüne geçilemediğini söyledi. Bu arada kendisinin dost ve müttefik bir ülkenin diplomatı olarak Amasya’da bulunduğunu, ortamın karışıklığı nedeniyle güvenliğiyle de ilgilenmek zorunda olduğunu anlattı.

Peck daha önce de Amasya’ya gelmişti. Vali, Mr Peck’in bir siyasi partilinin evinde kalmasını önlemek için Peck’e güvenliğinin söz konusu olduğunu bildirerek: “Size Orman İdaresinin misafirhanesinde yer ayırttık. Her türlü rahatınız sağlanacaktır, orada kalırsanız mutlu oluruz” dedi.

“Peck CİA görevlisiydi...”

Robert Alexander Peck, “nazik biçimde göz hapsine” alındığının farkındaydı. Ama renk vermedi. Gülümseyerek gösterilen yakın ilgi ve konukseverliğe teşekkür etti. Peck, geceyi Orman İdaresi misafirhanesinde geçirdi. Sabah, hazırlanan kahvaltıya oturmadı. Erken çıkıp, MHP’linin turistik tesislerine gitti... Tesislerin sahibi tarafından ağırlanıp kahvaltıya oturtuldu.

Yazı, “Peck CİA görevlisiydi...” diye devam ediyor ve adı geçen hakkında kimi bilgiler aktarıldıktan sonra o gezinin Ankara’da diplomatik sorun yarattığı, dönemin Dışişleri Bakanı Prof. Gündüz Ökçün’ün ABD’nin Ankara Büyükelçisi Spain’den Peck’i geri çekmelerini istediği, aksi takdirde ‘İstenmeyen Adam’ ilan edileceğini “özenle seçtiği sözcüklerle” vurguladığı anlatılıyor.

                                                                          Bölüm      3

"Alexander Peck’in Amasya cevelanında (gezisinde) yaşananları, 26 yıl sonra anımsayabildiğim kadarıyla bir de benim ağzımdan yazmanın zamanı geldi!

O gün öğleye doğruydu. Emniyet Müdürümüz Mehmet Ay telefon ederek Amerikan Büyükelçiliğinden birilerinin Amasya’da bulunduğundan bilgim olup olmadığını sordu. “Hayır bilgim yok, olasıdır ki Valiliği ziyaret edebilir. Siz güvenliğini sağlamaya ve izlemeye çalışın, uzaktan izleyin, sivil giyinmiş arkadaşlarımız yapsın bu işi” diye yanıtladım. Çok geçmedi, Özel Kalem Müdürüm Zeki Bey, Peck ve beraberindekilerin bir saat kadar sonra beni ziyaret etmek istediklerini haber verdi. “Gelsinler” dedim. O arada, İngilizce Öğretmeni olan eşime telefon edip Valiliğe gelmesini, olura takılırsam bana tercümanlık yapmasını istedim. İçişleri Bakanımız Hasan Fehmi Güneş’e de bilgi vermeyi düşünüyordum ki, Özel kalem Müdürüm Bakan Beyin telefonda olduğunu söyledi. Biraz önce Belediye Başkanı Gündüz Türem aramış kendisini, aynı konuyu görüşmüşler.

Tarihe Işık Tutacak Ayrıntılara Dikkat

“Sayın Bakanım, Dışişleri Bakanlığımız bu tip gezileri önceden size ve bizlere iletse iyi olur, önlem almakta zorlanmayız” dedim. Şunları söyledi: “Aydemir Bey doğru söylüyorsun, bu konuyu Bakanla görüşeceğim. İzleyin bakalım adamı, sana gelirse amacı neymiş öğrenmeye çalış, gereğini yaparsın artık sen. Daha sonra beni arayıp bilgi verirsen sevinirim.”

Vilayette öğle paydosu olmuştu ya da yakındı, önce eşim, biraz sonra da Alexander Peck geldiler, yanında tercümanı Ali Neşet Ongun da vardı. Mr. Peck daha sonra yolladığı teşekkür mektubunda “Mr. Ongun’un da selamları var” diye yazmış.

Misafirlerimizi eşimle birlikte yazar Ahmet Kahramanın yazısında olduğu gibi gerçekten içtenlikle karşıladık, sıcak ve dostça davranmaya çalıştık. Kendilerini Amasya’da görmekten ve ağırlamaktan mutlu olacağımızı söyledik.

Tanımadığınız, geçmişini bilmediğiniz bir diplomatla ne konuşacaksınız ki! Resmiyeti dağıtmak, görüşmeyi sohbete çevirmek için “Ziyaretiniz gecikmiş bir teşekkür borcunu ödemem için de fırsat olacak” diyerek, eşim ve çocuklarım da yanımda olmak üzere 1971-72 yıllarında bir süre Amerika’da bulunduğumuzu, USC’de mastır yaptığımı, hattâ yabancı öğrencilere bir sömestr ders verdiğimi, Amerika’dan çok iyi izlenim ve anlarla ayrıldığımızı söyledim ve ekledim:

“Üniversitedeki profesörlerden, sokaktaki sade yurttaşlarınıza kadar hepsiyle yakın ve sıcak dostluklarımız oldu, gecikmiş teşekkür borcumu onlar adına kabul edin.”

Peck mutlu olmuştu, “Dönünce iletirim, Amerikalı dostlarınız genç Valileriyle gurur duyacaklardır” diye espri yaptı.

Zeki, becerikli, hoşsohbet bir diplomat olduğu her halinden belliydi. Amasya’nın tarihi geçmişi ve doğal zenginlikleri üzerine kısaca bilgi verdim. Söz döndü dolaştı Türkiye üzerine geldi! Kimi yazarların Peck tarafından Belediye Başkanına sorulan soruların bana da sorulduğuna ilişkin görüşlere katılmamakla birlikte adı geçenin satır aralarında da olsa Türkiye ve Amasya’da yaşananlar üzerine görüş ve değerlendirmelerimi öğrenmek istediğini sezinliyordum.

“Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar kaygı verici” diyordu.

Başkalarından soruşturup, öğreneceğine Türkiye’nin yaşamakta olduğu sıkıntıların nedenlerini, uluslararası ilişkilerde dost ve müttefiklerimizden beklediklerimizi bir de benden dinlesin istedim. Cumhuriyet Valisi olmanın gururunu iliklerime kadar duyumsayarak şunları söylediğimi iyi anımsıyorum:

VALİ AYDEMİR CEYLAN’DAN  CİA AJANINA TARİHİ DERS

“Sayın Peck, Türkiye nüfusuyla, topraklarıyla, yer altı ve üstü doğal kaynaklarıyla büyük bir ülke. Afrika’daki devletler gibi yeni bir devlet de değil. Orta Asya’dan beri devletler kurup yaşatmışız. Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerliyoruz. “Türkiye kabuğunu çatlatıyor”. (Işıklar içinde yatsın, Necdet Uğur’un bu cümlesini çok severim, yeri geldiğinde sıkça kullanırım!) Bu nedenle doğal olarak sıkıntılarımız olacaktır. Hükümetimiz anayasal sosyal, demokrat ve çağdaş bir Türkiye için varını yoğunu ortaya koymaya çalışıyor. Halktan yana yeni bir düzen getirmek kolay değil. Bundan çıkarları bozulacak olanlar var. Siyasi kavgalar ve sonu çatışmaya varan toplumsal küskünlüklerin temelinde kimi çıkar çevrelerinin çabalarını açıkça görüyoruz. Ne yazık ki; ülkemizin güçlenmesinden yana olmayan yabancı çevreler ve devletler de bunlarla kol kola. Halkımız yeterince bilinçlendiğinde bu sıkıntıları aşacağız, kuşkum yok. Böylesine dönemlerde hiç olmazsa Amerika Birleşik Devletleri gibi dost ve müttefik bildiğimiz ülkelerden yanımızda olmalarını bekliyoruz. Biz Türkler dostluğu önem veririz, bir kez dost olduğumuza inandığımızda sonuna kadar beraber yürümeye çalışırız. Kore Harbinde bunu ispatladık.”

Bu noktadan sonra baltayı taşa mı vurdum bilmiyorum, şöyle sürdürdüm konuşmamı!

ECEVİT’E KIBRIS BARIŞ HAREKATININ ARKASINDAN ÇIKARTILAN SORUNLAR VE İNÖNÜ’NÜN “DUVAR ARKASI” ÖRNEĞİ

“Ancak, ABD Türkiye’de haşhaş ekim alanlarının daraltılması yönünde geçmişte büyük baskılar yaptı. O baskılara karşı çıkan Ecevit şimdi Başbakan! İnönü Hükümeti döneminde ikili ilişkilerde daha da büyük bir bunalım yaşadık. Anımsayacaksınız, Kıbrıs harekâtı sırasında gereksinimiz olan akaryakıt ve yedek parça için ülkeniz zorluklar çıkardı. Başbakan İnönü “Duvarın arkasına atlar, başka dostluklar kurarız” imasında bulunmuştu. İki devlet arasındaki soğukluk yıllarca onarılamadı. Gelecekteki sağlıklı ilişkiler için şimdi de sorunlarımıza anlayışla yaklaşmanız yararlı olur. Çabalarınız bu yönde olursa sevinirim.”

ORMAN MİSAFİRHANESİ

Peck, sanırım böyle bir çıkış beklemiyordu, kısa bir suskunluktan sonra “Haklısınız Sayın Vali, biz diplomatların da görevi bu, söylediklerinizi Ankara’ya ileteceğim” dedi.

Çayların sonuna gelmiştik, kalmak üzereydiler. Amasya’da ne süre kalacaklarını sorarak, benden bir istekleri olup olmadığını sordum. “Belki bir-iki gün, gelmişken tarihi ve doğal güzelliklerinizi dolaşmak istiyoruz” yanıtını alınca, “O zaman şimdi telefon edip emir vereceğim. Orman Bölge Müdürlüğü tesislerimizde kalırsınız, konuklarımızı hep orada ağırlarız. Rahat edersiniz. Amasya’dan ayrılıncaya kadar güvenliğinizi sağlamak benim görevim” dedim. Gülüştük, “Konukseverliğinize teşekkür ederiz” diyerek ayrıldılar.

Bir süre sonra Belediye Başkanı Gündüz Türem yanıma geldi. Mr. Peck onu da ziyaret etmiş. Güvendiğim, sevdiğim bir arkadaştı. İki ziyareti birlikte değerlendirdik. İçişleri Bakanımıza telefon açarak değerlendirmelerimiz konusunda bilgi verdim.

İlimizdeki MİT görevlisi arkadaşımız birkaç gün sonra Gündüz Beye “Beni bu ziyaretten haberdar etmediniz” diye serzenişte bulunmuş! Bu kadar… Konuyu unutmuş gitmiştim, ta ki:

Yıllardır çocuklarım, dostlarım sorar da yanıt veremezdim. “Niçin merkez Valiliğine alındım, yirmi yıl içinde 10’larca Vali kararnamesi çıkarılmasına karşın neden bir il’e Vali atanamadım?” Yüzüme söylemediler ama “Bir kusuru var bu adamın!” diye düşündükleri belliydi! Ben de “Bir yerde bir kusur ettik galiba ancak nerede ne zaman…” diye düşünüp dururdum!!!

2000 Yılıydı, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un ortak yapıtı; Bay Pipo, Bir Mit Görevlisinin Sıra Dışı Yaşamı; Hiram Abas adıyla 7. baskısı yapılan kitabın 320-321. sayfalarını okuduğumda kusurumu öğrenmiş oldum. Rahatladım, sevenlerim de rahatladı!

Kitapta, A. Peck’in Amasya Gezisi diğer tüm yazılanlarda olduğu gibi işlenmiş, hemen aynı cümleler kullanılmış. Konunun sonu şu cümleyle bağlanmış ve sayfa altına 177-178 nolu dipnotları konulmuş:

(…) Bakan Amasya Valisi Aydemir Ceylan’ı arayarak durumla ilgilenmesini istedi. “Esrarengiz Amerikalı” kibar bir biçimde göz hapsine alındı.

177 no’lu dipnot: “Robert Alexander Peck o tarihte CİA’nın istasyon şefiydi. Açığa çıkınca Paul Hanze ikinci kez Türkiye’ye gönderildi.”

178 no’lu dipnot: “Esrarengiz Amerikalıyı Orman İdaresinin misafirhanesinde göz hapsinde tutan dönemin Amasya Valisi Aydemir Ceylan, bu onurlu tavrının ödülünü, bir daha hiçbir şehre vali yapılmayarak aldı. Emekliliğine kadar yaklaşık 20 yıl merkez valiliğinde bulundu!

Yazarların küçük bir yanlışı var, 25 yıl tutuldum(!), 2004 yılı başında yaş sınırı (65) nedeniyle emekli edildim. Teşekkürler Soner Yalçın, teşekkürler Doğan Yurdakul, meslek yaşamımda beni en çok onurlandıran takdirnameyi sizler lütfetmişsiniz.

Dikkatimden kaçmamışsa, Sayın Peck, bugüne değin hakkında yazılanlara ilişkin bir kamuoyu açıklaması yapmadı!"

Kaynak ve alıntılar 'Bir İhtilal Bir Darbe Arasında 20Yıl/Bir Cumhuriyet Valisinin Anıları, Sh 468-4776

 

VALİMİZ AYDEMİR CEYLAN’A YAŞAR KARA  TEŞEKKÜRÜ

Saygıdeğer Büyüğümüz Aydemir Ceylan

tarihe ışık tutan aydınlatıcı notlarınızı öneme binaen dikkatlice okur iken; “Beni bu ziyaretten haberdar etmediniz” e, "Amasya' nın ardından, "İklimi" gibi "sımsıcak" insanların yer alıp yaşadığı; "Bereketli" "toprakları" gibi değerlerin bulunduğu, canım Adana'mızda; görev yapmanızın ayrıcalığı da Adanalılar olarak bizler için özellik arz ediyor. Kaldı ki, hoşgörünüze sığınıyorum, 25 yıllık merkez valiliğinde a ilgi b gereği bulunmanızda,

Aydemir Ceylan

ın "Cumhuriyet" Valisi yahutta kitaplara konu olan "Bir ihtilal bir darbe arasında 20 yıl"kitabı; Ve konuya müdahil, kendi alanlarında ayrıcalıklı vasıfları bulunan meslektaşlarımın "Bay Pipo, Bir Mit Görevlisinin Sıra Dışı Yaşamı; Hiram Abas adıyla 7. baskısında ki "320-321. " Sayfaların a vesile olan; onur ödülünüz teyitlenmezdi (Bu arada bazı merkez valilerimizin durumlarına yapılan atıflarda aydınlatıcı bir bakış ortaya çıkmış olduğununda altına önemle belirtelim.). Hasılı; (Paul Hanze gibi bir isminin ikinci fasıl bölümünü içerik manasında ayrı tutalım), “Robert Alexander Peck o tarihte CİA’nın istasyon şefini, Diplomatik, aynı zamanda tarihe ışık tutan mesajıyla derse verip, teşekkürle birlikte; “Esrarengiz Amerikalıyı tarihi şehrimiz Amasya da,Orman İdaresinin misafirhanesinde göz hapsinde (çok affedersiniz misafir eden) tutan dönemin Amasya Valisi

Aydemir Ceylan

; iyi ki başka bir şehrimize ATAN MA MIŞ SINIZ. Yoksa sizin Farklılığınızı bilemeyecktik.Ellerinize dillerinize sağlık sizinle onur duyoyor ve ellerinizden saygıyla öpüyoruz.TEŞEKKÜRLER Valim

Aydemir Ceylan

...

Yaşar KARA - Derin düşünce ve haber portalı - Habercilite 49.Yıl
Sitemizde yayınlanan materyallerin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Yaşar KARA © 2006-2021
YÖNETİM PANELİ