Kılıçdaroğlu

ŞÜKRÜ IŞIK İnşaat Mühendisi

Kılıçdaroğlu

Mutlak butlan kararı ile CHP genel başkanlığı koltuğuna oturan, seçilmiş genel başkan koltuğuna atanmış genel başkan olarak oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bu hukuki hamle; parti içinde, kamuoyunda ve Alevi toplumu genelinde "seçimle gelen yönetime yargı yoluyla darbe vurmak" ve "koltuk hırsı" olarak yorumlanmıştır.

Gelişmeler üzerine basına ve medyaya yansıyan açıklamalarda, bazı Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nun "toplumsal barışı bozduğu, hırsına yenik düştüğü ve yol erkânına zarar verdiğini" belirterek kendisini "düşkün" ilan ettiklerini açıkladılar. Ayrıca Özgür Özel'in mitinglerinde de tabandan benzer düşkünlük tepkileri yükseldi.

Alevi Camiasında "Düşkünlük" Ne Demektir?

Alevi inancında ve toplum düzeninde en ağır cezalardan biri olan düşkünlük sistemi şu temel yaptırımları içerir:

Kılıçdaroğlu Süreci Neden Bu Noktaya Getirdi?

Alevi camiası için bu denli ağır bir manevi yaptırımı göze alan Kılıçdaroğlu’nun, işi neden bu noktaya getirdiği sorusu akılları kurcalamaktadır.

Geçen seçim döneminde Altılı Masa'yı kuran, farklı kimlik ve düşüncedeki muhalefet partilerini bir araya getirme başarısı göstermiş gibi bir hava oluşturan Kılıçdaroğlu; oy oranı toplamda %1 bile etmeyen 4 partiye 39 milletvekili vererek arkasına aldı. Bir anlamda kendi adaylığını genel merkez hamleleriyle dayatmış ve tabanda karşılığı olmadığı için seçimin kaybedilmesine yol açmıştı.

Normal şartlarda istifa etmesi gerekirken koltukta direnen ancak kurultayda delegenin iradesiyle açık ara kaybeden Kılıçdaroğlu, sonradan üretilen bir "mutlak butlan" davasıyla geri döndü. Tam da ülkede kaos hakimken, iç ve dış politikada kazanlar kaynarken mahkeme kararıyla genel başkanlığa atanan Kılıçdaroğlu bunu neden yaptı? Bu hamle sadece kişisel bir hırsın ürünü mü, yoksa bazı iddialarda olduğu gibi "görevli" olmanın bir sonucu mu?

Büyük Resim: Bölgesel Tehditler ve İç Tasfiye

Ülkemiz şu anda adeta bir uçurumun kenarında duruyor. Orta Doğu’da kazan kaynamaya devam ediyor; Irak, Lübnan, Ürdün ve Suriye’nin ardından İran da sıcak savaşın içerisine çekildi. Bölgemizde şimdilik sıcak çatışmaya girmeyen neredeyse tek ülke Türkiye kaldı.

Türkiye'yi doğrudan bir savaşa sokma riskini hiçbir dış güç kolay kolay alamaz. Bu nedenle ya içeride toplumsal bir çatışma körüklenecek ya da eyalet sistemi ve çok uluslu devlet modelleriyle ülke içeriden parçalanacak. Şu anki gidişat ve beliren tehlike ne yazık ki bu yöndedir.

Siyasi tabloya bakıldığında;

Geriye direnç odağı olarak sadece ulusalcı, Atatürkçü ve sosyal demokrat kesim kalıyor. Bu denklemde Kılıçdaroğlu’nun asıl misyonunun, bu muhalif kesimi paramparça etmek olduğu yorumu ağırlık kazanmaktadır.

Anayasa’nın ilk 4 maddesi ve 66. madde gibi devletin kuruluş felsefesini oluşturan olmazsa olmaz yasaları değiştirme eylemleri sırasında oluşabilecek toplumsal reflekslerin önünü kesmek adına adeta bir konsolidasyon planı devrededir:

Sanki tüm siyasi hesaplar bu tehlikeli plan üzerine kurulmuş gibi görünmektedir.

Muhalefetin Dağılması ve Çözüm Arayışı

MHP’ye alternatif olarak sahneye çıkan İYİ Parti, Zafer Partisi ve diğer küçük partiler, tüm çabalara rağmen MHP’nin kemikleşmiş yapısı karşısında tam anlamıyla istedikleri başarıyı yakalayamadılar. Bu aşamada, Kılıçdaroğlu nedeniyle CHP’den koparak yeni partiler kurmaya çalışacak yapıların ne derece başarılı olabileceği büyük bir soru işaretidir.

Kısacası, ülke olarak işimiz oldukça zor. Yaşanan "mutlak butlan" olayı, artık basit bir CHP içi parti meselesi olmaktan çıkmış, doğrudan bir memleket meselesi haline gelmiştir.

Bu nedenle, mevcut politikalara veya isimlere kişisel olarak sempati duyulmasa bile, Özgür Özel ekibinin desteklenmesi bu aşamada stratejik bir zorunluluktur. CHP’li seçmen ve aktörlerin öncelikle "mutlak butlan" gerekçesiyle el konulan partiyi yasal ve demokratik yollarla geri almaları; bölünmeden, tek vücut halinde hareket etmeleri ülkemizin geleceği açısından hayati bir önem arz etmektedir.

Benzer Videolar